|
BEN ZAMANE HATUNUYUM
Ben neden zamane hatunuyum? Neden mi? Belki de kendime hakim olamadığımdandır. “Zamane” kelimesinin sadece “günümüz” anlamına gelmediğine inandığımdan olabilir. Benim için “zamane” biraz da zamana şekil veren demek olduğu içindir hatta.
Hayatımdaki her an hem o anı hem de her anı yaşama hevesimden de olabilir. Rüyalarımı, ertesi gün eşe dosta anlatılacak “hayrolsun hikayeleri” olarak görmeyip ilginç birer anekdot olarak bir yerlere not almama da bağlı olabilir zamaneliğim. Yerken, içerken, sevişirken, uyurken hatta kavga ederken, sistemin bana unutturmaya çalıştığı kadınlığımı koruma çabamdan da geliyor olabilir.
Benim zamane hatunluğum; liseden moda tasarımı okumaya başlayıp üniversitede de aynı bölümden birincilikle mezun olup şimdi başka bir iş yapıyor olmamdan da belli denilebilir. Sektörlerin, piyasaların, yöneticilerin değişen dinamiklerinin benim vücut kitle indeksime uygun olmamasından da kaynaklanıyordur herhalde.
Üniversitede bir türlü adamakıllı arkadaş edinemeyip hala oradaki hocalarımla görüşebiliyor olmam da aslında zamaneliğimin bir göstergesi olabilir. Belki de “moda tasarımcısı” olacağım deyip başladığım okulumun staj dosyasını personel kıyafetleri yapan bir firmada hazırlamam beni zamane hatunu yapmıştır. Bu konudan pek emin değilim. Ama orada birebir gördüğüm zorluklara bağlı olabilir. İnsanı “Tasarımcıyım ben be, ne sandınız?” havalarından uzaklaştıran iplik temizleme ve paketleme gibi süreçlere sesimi dahi çıkarmadan katlandığım içindir mutlaka. İşinin her aşamasını öğrenmelisin ki yarın hatanın nereden kaynaklandığını bilebilesin sözüne inandığımdandır, kim bilir?
İşyerinde tacizin ne olduğunu birebir yaşayıp da kendimi yapayalnız bulup işten ayrılmak zorunda kaldığım için aslında biraz da... Prim vermediğim için... Parasız kalmayı göze aldığım için... Ben detayları vermeyecek kadar delikanlı olduğum için zamane hatunuyum belki de...
Tekstil sektöründeki son iş yerimde o zamanlar hayalimi süsleyen bir araba ile kaza yapıp patronun bana ticari bir araba tahsis etmesi ile küçük binek otomobillerden nefret etmem de zamane hatunu olmamda önemli bir etken sayılabilir. Ama bu sizi ilgilendirmiyor da olabilir.
... Ve aynı işyerinde çalışırken birgün laptopun üzerine düşüp ekranını parçalamamın ardından beynimde tümör olduğunu öğrenip henüz 26 yaşında yaşam sevincimi kaybetmemin de sizce zamane hatunu olmamda bir etkisi olmayabilir. Doğrudur da. Zamane hatunluğum; ilaç tedavisine bir son verip ameliyat olmayı isteyecek cesareti göstermemdedir çünkü. Hayatımı tam anlamıyla değiştiren bir beyin ameliyatına girerken dahi sosyal sorumluluk projesi düşünmemdendir. Ve ağlamamdan... Ameliyata girerken korkudan şarıl şarıl ağlamamdandır. Sonrasında da artık sıradan biri olmadığımı hissettiğim için biraz da.
Hikaye yazmaya başladığım için de zamane hatunu olmaya başlamış olabilirim. Hatta kalemimin –beynimin aslında- başka bir iş için çalışmaya başladığını farkettiğim için... Reklam tasarlamak istediğim için... Yazmak, çizmek, ifade etmek, inandırmak istediğimden... Artık bana ait olmayan dışı güzel içi boş vücutları giydirmek istemediğimden... Salt bunun için “koskoca ben”, bir asistanlığı kabul edebilme kabiliyetini gösterdiğimden bile olabilir. Hayatımın en güzel zamanlarını geçirdiğim prodüksiyon şirketinin bana kazandırdığı, farkında olmadan öğrettiği tecrübeler nedeniyle de olmuşumdur ben zamane hatunu.
Sonra bir ajansa geçip Güzel Sanatlar’ı bitirmiş olmanın verdiği avantajla art direktörlükten metin yazarlığına, müşteri temsilciliğinden yardımcı kreatifliğe kadar her işi yapmaya çalışmamdan da olabilir diye düşünüyorum ben. Ve sistemin aslında beni kesmediğini anladığım için... İsyan edip tüm bunları kendim de yapabilirim deyip her şeyi bir anda bırakacak cesaretimden dolayı zamane hatunuyum ben. Tam 1,5 yıldır kendi kendime koşturduğum için. Yaptıklarıma, yapamadıklarıma kendim katlandığım için. Çok büyük firmalarla görüşüp işi alamasam da “Harika bir tecrübe oldu!” diyebildiğim içindir. Reklam ajansımızı üç arkadaş yola çıkarak kurduğumuz halde bugün tek başıma işim, aşım, onurum için savaştığımdan zamane hatunuyum ben!
Çantamda hala kalem kutusu, rengarek kalemler, silgi, kalemtıraş ve küçük bir defter bulundurup Kapalıçarşı’da yürürken, Moda’da çay içerken, vapurun alt kıç kısmından İstanbul’u seyrederken aklıma gelen bir kelime dahi olsa not almamdan da kaynaklanıyor olabilir. Bir de AVM’leri sevmediğimden bence... Özgürlüğümü kısıtlayan hiçbir yerde fazla vakit geçiremediğimden...
Cesaretim sayesinde her fikri özgürce paylaştığımdan, kendime saklamadığımdan... Her zaman kriterlerin bir hayal olduğuna inandığım, kişi beyanını esas aldığım, ayinesi iştir kişinin deiğim içindir. 28 yaşında Türk İşaret Dili öğrenmeye başladığım için bile olabilir.
Üzüldüğümde dibine kadar üzüldüğüm, sevindiğimde göklere kadar sevindiğim için... Kahkalarla gülebildiğim ve titriye titriye ağladığım için... Başkaları için neler yapabilirim diye sürekli düşündüğüm, kime faydam olacaksa orada olduğum içindir muhtemelen.
Başıma gelenlerden, gelmeyenlerden, duyduklarımdan, gördüklerimden, gözlemlediklerimden, futbolseverliğimden, kendimi sosyal ağlara hapsetmediğimden, harika yemekler yaptığımdan, sevdiklerime gerçekten sarıldığımdan ve havayı değil yanaklarını öptüğümden, tarihi özellikle mitolojiyi bir Selanikli olarak çok sevdiğimden bile olabilir.
Belki de doğuştan zamane hatunuyumdur da bunları ondan yapabiliyorumdur. Ne farkeder ki?
Anlayacağınız say say bitmez sebeplerim var benim. Çünkü ben, gerçek hayattan beslenen bir hayalperestim.
Ya siz? |